Öfke Duygusunun Patronu Olmak

  • ofke-duygusunun

Değerli Enerji Akademisi dostlarım merhaba,

Toplumumuzda insanların tahammülsüz olduklarını gördüm ve ben bu durum için ne yapabilirim diye düşündüm. Herkese ulaşabileceğini ön görerek bu ay yazımı öfke duygusuna ayırdım. Umarım sizin ve ihtiyacı olduğunu düşündüğünüz arkadaşlarınızın ve dostlarınızın da işine yarar.

Hayatın içinde yoğun iş temposu, stres, geçim kaygısı, gelecek korkusu …vb. derken bu arada  hayat akıp gidiyor. Peki bizi içten içe kemiren , dışarıdaki insanlara da zarar veren öfke duygusuyla  nasıl baş edebiliriz?

Yaşantısı boyunca öfke duygusuyla göz göze gelmeyen var mı?

Danışanlarımdan sıkça öfke ile baş edemediklerini belirtip,  bunun üstesinden nasıl geleceklerini soran sorular ve danışmanlık almak için gelenler var. Çevremde öfkeli insanları ve bu durumun toplumda sıkça olduğunu  görüyorum.  Bu yazımın farkındalık  yaratmasını , kişilerin kendine bir dönüp bakmasını seçiyorum.

Öfke duygusu yaşantımızı elimizden alır dalga geçer gibi bizi yönetmeye başlar. Ta ki sizin öfkeyi nasıl yöneteceğinizi  öğreninceye kadar. Pek çok insanın öfke ile sorunu var. Öfkeyle baş etmekte zorlanıyorlar. Öfkelenince fizik bedende neler  oluyor? Kalpleri hızlı atıyor, tansiyonları çıkıyor, bayılıyorlar. Peki bunların altında ne yatıyor da böyle oluyor? Öfkenin kendisi iyi kullanılırsa yararlıdır ancak altında hangi nedenlerin olduğuna bakmak önemli. Pişmanlıklar, kızgınlıklar, kırgınlıklar, üzüntü ve yaşanan acılar gibi nedenler sebebiyle insanoğlu öfkeli olabiliyor. Bizim yapacağımız ise öfkeyle nasıl oyun oynayabiliriz ve onunla nasıl baş edebiliriz? Bunu öğrenmek için neler yapabiliriz?

Her insanda öfke nedeni farklıdır. Temelinde ne var? Ona bakmalıyız. Örneğin; Patronunuzla konuşuyorsunuz size bir şey söyledi ve sizi anlamadığını düşündünüz “patronum zaten beni hiç anlamıyor” yaftasını yapıştırmak yerine  “sanıyorum yoğun olduğu için aklı karışık ondan dolayı beni anlamadı” diye düşünürseniz hem öfke duymazsınız hem de iletişiminizi açık tutarsınız.

Kalıplaşmış düşüncelerden özgürleşmek kişiyi rahatlatır. Aksi takdirde çözüm bulmak yerine çözümsüzlüğün bir parçası oluruz. Düşüncesi değişen kişinin duyguları da değişime uğrar. Böyle olunca öfke üzerinde daha rahat hakimiyet kurarız. Bu tutum davranışlarımıza yansır ve sonuç olarak biz ve çevremiz üzülmeyiz. Ancak bunu anlamak bir süreçtir. Üzerinde çalışarak öfkemizi n patronu olabiliriz.

Öfkeyi  nasıl öğreniyoruz? Küçük yaşlarda ailemizden ve yetiştirildiğimiz ortamdan öğreniyoruz. İnsan nasıl  öfkeleneceğini, nasıl sevineceğini çocukken ailesinden gördüğü gibi tatbik eder. Ortaya kişilere göre farklılık gösteren öfke şekilleri çıkar. Kimi patlamaya hazır bomba gibidir. Pimini çekmeniz yeterlidir. Kimi sabırlıdır, biriktirir, geç öfkesini gösterir. Kimi yapılan davranışı, söylenen sözü yıllarca unutmaz, hatırlar, konuşur. Kimi ise öfkesini öfkelendiği insandan değil olayla hiç alakası olmayan birinden çıkarır ve onu öfkesine kurban eder.

Öfke kişiye göre değişir. Bu durum insanın hayatını çekilmez hale getirdiyse profesyonel yardım almakta yarar vardır. Bunu nasıl anlayacağım? Diyorsanız kendinize şunu sorabilirsiniz. Ne sıklıkta öfkeleniyorum? Öfkem ne kadar süre devam ediyor? Öfkelendiğimde nasıl davranıyorum? Öfkelendiğimde başkalarına zarar veriyor muyum? Öfkelenmem hukuki boyuta taşınacak kadar kuvvetli mi? Bu soruların cevabı size kendinizi tanıma imkanı verir. Öfke normal bir duygudur. Önemli olan onu kontrol altında nasıl tutabileceğinizi bilmektir.  Yok etmek değildir. Öfkenizin  davranışınıza yansımaması ve karşıdaki kişiye zarar vermemesi gerekli. Çoğu kişi bunu beceremediği için yıllarca öfkeli oluyor ve öfke de zaman aşımına uğrayarak şekil değiştiriyor. Hayata küskün, kırgın oluyorlar. İnsanları affedemiyorlar, kendilerini affedemiyorlar. Sonuçta düşüncelerle, duygularla başlayan öfke davranışa yansıyor. En sonunda fiziksel bedende hastalık olarak çıkıyor. Kişinin yaşamında engeller oluşuyor. Öfke, problemi çözme aracı değildir. Öfke kendini ifade etme biçimi değildir. Öfke intikam ve suçlama aracı değildir. Öfke davranışa yansıyacak bir tutum de değildir. Şiddet uygulamak için bir mazeret de olamaz. Öfkeni dışa vur ki enerjin düşsün denir. Oysa dışa vurmanın da nasıl olacağını yönetmemiz önemlidir. Değilse öfkenizi bitirmek yerine beslersiniz. Daha da artar. Öfkeyi bir  ilgi mekanizması olarak da görmemek lazım. Öfkelenmeden de ilgi gösterebilirsiniz. Bazıları otorite kurmak amacıyla öfkelerini gösterirler. Oysa öfke saçan insandan  korkarlar, çekinirler ve kimse öfkeli kişiyi sevmez. Kim korktuğu, çekindiği birini sever ki!

Öfkenin altında ne olduğuna bakmak önemlidir. Gerekirse bir uzmanla beraber bunu öğrenmek hayatınızı rahatlatır. “Ben öfkeli biriyim beni idare edin” demek kolaya kaçmak olur. Kontrol etmeyi öğrenmek önce kendimize sonra çevremize yarar sağlar. Öfke duygusu saldırganlık içeriyorsa burada kişinin kendini doğru ifade edemediği için bunu yaptığını görürüz.

Sosyal yaşantıyı bozmayacak şekilde herkesin hakkına saygı göstererek duygularımızı yaşamayı öğrenmeliyiz. İnsanların ait olma, özgür olma, güçlü olma gibi ihtiyaçları var. Bunlar engellenirse de insan öfkeli olur. Çözüm bulmanın yollarından biri de bu olayda benim de suçum var diyerek “iğneyi kendinize çuvaldızı başkasına  batır” sözünde olduğu gibi  mesuliyeti biraz da olsa almak gerekir. Suçu başkalarına atmak yerine bu durumda ben nerede duruyorum? Nerede değiştirmem gereken tutumum var?  diye sorarsanız  kendinizi yeniden güncellersiniz. En önemlisi ise kişinin kendini affetmesidir. Kendinizi affetmeyi öğrendiğinizde kendinizle ilgili duygularınızla çalışarak,  tutum ve davranışlarınızın farkına vardığınızda bakış açınız değişir. Algımız güçlenir. Toplum içinde huzur içinde yaşamayı öğreniriz. Her şey öğrenilebilir.  Mutlu bir insan ve huzurlu bir toplum olmak için öfke duygumuzun patronu olmayı öğrenmeliyiz.

 

Sonsuz sevgiden sevgimle

Sevgi Şahin

Davranış Bilimi Uzmanı ve Enerji Terapisti

www.enerjiakademisi.com

0 Yorum
0 Durtme & Izleme

Bir Cevap Yazın